Bu Köprüler Kendilerini Onarabiliyorlar…

Bu köprüler soluk alıp veriyorlar… Zaman geçtikçe daha çok güçleniyorlar… Üstelik de herhangi bir yerleri hasara uğrarsa, kendi kendilerini onarabiliyorlar…

Hindistan’daki Meghalaya ormanında yaşayanlar dereleri geçmenin doğal bir yöntemini buldular.

Kauçuk ağaçlarının verimli kökleri sayesinde kendilerine dünyanın en doğal köprülerini yapıyorlar.

Bu köprüler hayli dayanıklı. Yerlilerin söylediklerine göre 50 kişiyi taşıyabilecek kapasitedeler.

Read the rest of this entry »

Patatesin Sıra Dışı 10 Kullanım Alanı…

Vücuda enerji veren, halsizliği ve yorgunluğu gideren, kandaki şeker oranını düşüren patatesi yenilmesinden başka faydaları da olduğunu biliyor muydunuz?

Reader’s Digest sitesinde yer alan habere göre, işte papatesin kullanabileceğiniz sıradışı alanlar:

Dekoratif damga yapabilirsiniz: Patates ile çocuğunuzun ya da kendi doğumgünü kartlarınıza süslü, dekoratif bir damga yapabilirsiniz. Patatesi enlemesine ortadan ikiye kesin. Bir yarısına oyarak istediğiniz tasarımı yapın. Ağaç görünümündeki damganızı istediğiniz kartın, kağıdın üzerine basabilirsiniz.

Ellerdeki lekeleri yok eder: Balkabağı ya da havuç soyarken ellerinizde oluşan lekeleri çıkarmak çok zordur. Ancak, ellerinizi patates ile ovalarsanız bu lekelerden kolayca kurtulabilirsiniz.

Yemeğin fazla tuzunu alır: Çorbanıza ya da yemeğinize biraz fazla mı tuz attınız? Endişelenmenize gerek yok. Birkaç patatesi büyük parçalar halinde kesin. Onları ocakta kaynayan çorba ya da yemek tencerenize atın. Yumuşamaya başlayınca, yaklaşık 10 dakika sonra patatesleri alın. Bu patatesleri, daha sonra salata yapmak için kullanabilirsiniz.

Gümüş eşyalardaki pasları yok eder: Gümüş eşyalarınız üzerindeki pas lekelerini yok etmek için bir grup patatesi alıp kaynatın. Sudan çıkarın ve başka bir yemekte kullanmak için patatesleri saklayın. Gümüş eşyalarınız patates kaynattığınız suya koyup, yaklaşık 1 saat bekleyin. Sonra, gümüşleri çıkarıp yıkayın. Pasın gitmiş olduğunu göreceksiniz.

Kayak gözlüğünüzü temizler: Bayır aşağı inerken ağaçları ve diğer kayakçıları iyi görmeniz gerekir. Bunun için de kayak gözlüklerinizin sislenmemesi şart. Kaymaya başlamadan önce kayak gözlüklerinize patates sürerseniz, gözlükleriniz kristal gibi berrak olur.

Sabahları şiş gözlerle uyanmaya son: Hepimiz sabahları uyanmaktan ve aynada yüzümüze bakmaktan nefret ederiz. Çünkü, genellikle sabahları şişmiş gözlerle uyanırız. Çiğ ve soğuk patates dilimlerini gözlerinizin üzerine koyarak şişlerinizi geçirebilirsiniz.

Evdeki çiçekleri kurtlardan temizleyebilirsiniz: En sevdiğiniz süs çiçeğinizin saksısındaki kurtlardan şikayetçi misiniz? Birkaç dilim patates kesin ve bitkinin çevresine koyun. Bu kurtları cezbeder, patatesleri yemek için topraktan dışarı çıkan kurtları yakalayıp atabilirsiniz.

Eskiyen ayakkabılarınızı eski haline getirir: Ayakkabılarınızın eskisi gibi parlak olmasını mı istiyorsunuz? Eski ayakkabılarınızda delik yoksa, atmak zorunda değilsiniz. Bir patatesi ortadan ikiye kesin, eski ayakkabılarınızı bu çiğ patatesle ovalayın. Sonra, cilalayın. Böylece çok güzel görünecek ve parlayacaktır.

Sıcak ya da soğuk kompres yapabilirsiniz: Patates sıcak ve soğuğu çok iyi muhafaza eder. Sıcak komprese ihtiyacınız olduğunda, patatesi kaynatın ve bir havlunun içine sarın ve istedeğiniz bölgeye uygulayın. Soğuk kompres istiyorsanız da kaynanmış patatesi dondurabilirsiniz.

Yeni sardunyalar yetiştirebilirsiniz: Çiğ bir patates yeni sardunya dallarının yetişmesi için gerekli tüm besinleri içeriyor. Patatesin içinde küçük bir oyuk açın ve sardunya dalını bu oyuğun içine koyup, patatesle birlikte sardunyayı da toprağa dikin.

Zaman Online

Meyveyi taze, sebzeyi çiğ yiyin, sağlıklı kalın

Sebze ve meyveler, mineral ve vitaminlerle hücreyi koruyan antioksidanlar bakımından zengindir.

Birçok hastalık vücudun savunma mekanizmasının düşük olduğu dönemlerde kapımızı çalar. Kanserin yaygınlaştığı son zamanlarda beslenmeye ve özellikle de taze sebze meyve tüketimi önem kazanıyor. Meyve ve sebzeleri doğal halinde tüketme isteği toplumumuzda yaygın bir durum.

Vitamin ve mineraller, vücutta enerji ihtiyacını karşılamasa da enerjinin kullanılmasında gerekli. Sinir ve sindirim sisteminin normal çalışması için yeterli miktarda tüketmek gerekir. Yaşamımızı sürdürmemiz için elzem olan vitamin ve mineraller vardır. Bunların en iyi kaynağı ise sebze ve meyvelerdir.

Lifli gıdalar bağırsak sorunlarına birebir

Çiğ sebze ve meyveler, içeriğindeki posaları sayesinde lifli beslenmeye en büyük katkıyı sağlar. Posalı beslenme kolesterolü düşürdüğü gibi kalp sağlığına da olumlu etkiler. Sebze ve meyvelerin içeriğindeki lif, kabızlığı önleyici rol oynar. Bağırsak sorunu yaşayanlarda veya sıkıntılı dönemlerde sıklıkla yaşanan kabızlık için 1 kâse salata veya taze doğranmış meyveler bu rahatsızlığı kısa sürede geçirir. Ayrıca içeriğinde bulunan karbonhidrat sayesinde; ana öğünlerde tüketilen salata ve sebze yemekleri ile ara öğünlerdeki meyveler tokluk sağlar ve kan şekerini düzenler. Read the rest of this entry »

Vücudunuz kışa hazır mı?

Kış artık kapıda. Yeni mevsime girerken tedaviden önce, hastalığı engellemek düşünülmeli.

Özellikle ortak kullanılan eşyalara temas sonrası ellerin sık sık yıkanması, evlerin ve ofislerin sık sık havalandırılması akla gelen ilk önlemler. Mikroplara maruz kaldığımızda hastalıkların engellenmesi ya da hafif atlatılması, bağışıklık sistemimizin gücü ile orantılı. İşte hasta olmamak için yapmanız gerekenler…

Bağışıklık sisteminin iyi çalışmasının anahtarı, dengeli beslenmek. Bunu başaran “sihirli” bir besin yok, önemli olan sağlıklı koşullarda hazırlanmış besinleri, dengeli bir biçimde tüketmek.

Yeterli protein alın. Hayvansal proteinlerle bitkisel proteinleri dengeli bir biçimde tüketin.

Çiğ sebze-meyve ile beslenin. Sebze ve meyveler doğal vitaminler ve antioksidanlar aracılığıyla, bağışıklık sistemini güçlendirir. Read the rest of this entry »

Saç telinden ince, çelikten daha sağlam

İnsan saçından 100 bin kez daha ince, çelikten dayanıklı: İşte Honda ve karbon nano tüplerinin sırrı…

Honda’da görev yapan bilim adamları şu sıralar çok ilginç bir madde üzerinde çalışmalar gerçekleştiriyorlar. Karbon nano tüp olarak adlandırılan bu madde özellikle otomotiv ve teknoloji dünyasında çığır açabilecek bazı özelliklere sahip.

Honda’nın yaptığı açıklamaya göre karbon nano tüpler; insan saçından 100 bin kez daha ince, çelikten daha dayanıklı, elektriği bakırdan daha iyi iletiyor, ısıyı elmastan daha başarılı bir şekilde iletebiliyor ve ağırlığı da pamuk ile eş değerde…

Böyle bir maddenin kullanım alanları son derece geniş olabilir. Bilim adamları daha dayanıklı arabalar, daha ince bilgisayarlar, daha etkili piller, daha güçlü güneş panelleri ve çok daha dayanıklı giyilebilir kıyafetler hazırlanabileceğini iddia ediyorlar. Honda’nın bu konuda yaptığı en önemli gelişme ise şu anda %25 ile %50 arasında bir başarı oranı ile imal edilebilir karbon nano tüpleri, tam %91′lik başarı oranı ile üretebiliyor olması…

Toprak Üzerindeki Solmaz Renkler : Çini

cini-nasil-yapilir4

Toprak Üzerindeki Solmaz Renkler : Çini 

“Çini’nin Tarihi Gelişimi:

Kelimenin aslı Osmanlıca çini olup porselen sanatını dünyaya tanıtan Çinlilere izafetle “Çin” isminden türetilmiştir.Çeşitli biçimlerdeki levhaların renklendirilip sırlanarak fırınlanması sonucu eriyen sırın çini hamurundan yapılmış levha üzerinde meydana getirdiği koruyucu saydam tabaka çini sanatının esası olmuş ve kullanıldığı mimari süslemeye solmayan bir renklilik sağlamıştır. Çeşitli devir ve bölgelere göre teknik değişiklikler göstererek zenginleşen çininin ilk örnekleri, tuğla üzerine renkli sırın kullanılması ile eski Mısır ve Mezopotamya’da oluşturulmuştur. Read the rest of this entry »

Obezitenin sonu mu geliyor?

Parkinson hastalığında zamanı geri alan beyin pili tedavilerinin dünyadaki bir numaralı ismi olan Toronto Western Hastanesi Nöroşirurji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Andres Lozano; Medical Park Bahçelievler Hastanesi’nin düzenlediği ‘Parkinson ve Diğer Hastalıklarda Beyin Pili Tedavisi Sempozyumu’na katılmak için geldiği İstanbul’da beyin pilinin bugünkü uygulama alanlarının yanı sıra gelecekte önümüze açacağı ufukları değerlendirdi.

Beyin pili parkinsonu nasıl tedavi ediyor?

Beyin pili, beyindeki belirli bölgelerdeki elektriksel bölgeyi baskılamak ya da artırmak için kullanılıyor. Radyonun sesini açıp kısmak gibi; iki yönde de bunu kullanabilmek mümkün. Beyin içerisinde hangi hastalığı seçtiğimiz veya hangi bölgeyi etkilediğimize göre, her iki yönde de değişik etkiler yaratarak sonuç alabiliriz. Parkinson hastalarında hareket problemlerini iyi etmek için kullanabiliyoruz.

SIRA DEPRESYON VE OBEZİTEDE

Depresyon çalışmalarında başarı oranı nasıl?

Depresyon; dünya üzerinde en yaygın hastalıklardan bir tanesi ve oran olarak parkinson hastalarından 30-40 kat daha fazla görülüyor. Depresyonda insanın üzüntüsünde rol oynayan beyin bölgelerine elektrik akımı verdiğimizde o bölgedeki aşırı aktiviteyi baskı altına alabildiğimizi gördük. Şu ana kadar şiddetli, depresyonu olan ve tıbbi tedavi ile iyileştirilemeyen 35 hastayı ameliyat ettik. Bu hastaların hepsi elektro şok dediğimiz tedaviler de dahil her türlü tıbbi tedaviye cevap vermemiş hastalar. Bu hastaların yüzde 60′ında depresyonun çarpıcı bir şekilde azaltılabildiğini gördük. Şu anda ABD’de farklı merkezlerde toplam 200 hasta üzerinde çalışmalarımız devam ediyor.

Beyin pilinin kullanıldığı diğer hastalıklar var mı?

Bugüne kadar dünya üzerinde üç obezite hastasına başarıylabeyin pili takıldı. Çünkü yeme problemine bağlı hastalıklar da psikiyatrik hastalıkların da bir parçasıdır. Bu konuda da çalışmalar sürüyor. Ancak diğer hastalıklar gibi ümitli konuşmak için çok erken.

HATIRALAR GERi GELiYOR

İnsan beyninde hafızayı kontrol eden merkezlere elektrot yerleştirdiğimizde ve bu elektriği arttırıp eksilttiğimizde gördük ki; insanların hafıza ve hatırlama ile ilgili fonksiyonlarını etkileyebiliyoruz. Bazı hastalarda belirli beyin bölgelerine elektrik akımı verip artırdığımızda; insanların 30-40 yıl önceki bazı anıları hatırladığını, elektriği azalttığımızda da unuttuklarını ve bu bulguların her seferinde elektrik akımını tekrar arttırdığımızda tekrarlanabildiğini gördük. Bu elde ettiğimiz verilerle alzheimer hastalarında hafızayı geri çağırma konusunda yol alabilir miyiz diye çalışma başlattık.

Simon Bolivar

Bolivar daha doğrusu Simon Bolivar uzun zamandan beri hayatını araştırmak istediğim bir eleman. Tam adını görünce araştırmak vazgeçecektim ama öğrenmem lazımdı.

Tam Adı : Simón José Antonio de la Santísima Trinidad Bolívar Palacios Ponte y Blanco

Yazımızda biz kısaca Simon Bolivar veya Bolivar diye bahsedeceğiz.

El-Libertador, Kurtarıcı lakabı ile bilinmektedir. Venezüela’da aristokrat bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Anti-Sömürgeci düşünceleri Humdoldt sayesinde kazandığı söyleniyor. Humboldt’u da araştıracağız artık.

1811 yılında Venezüela’yı bağımsızlığa kavuşturur fakat 1812 yılında yeniden işgal edilir, daha sonra Kartaca Bildirisi’ni yayınlar ve 6 savaştan sonra 1813 yılında tekrar Venezüela’yı bağımsızlığıa kavuşturur. Bu savaştan sonra El-Libertador lakabı verilmiştir.

1814 yılında yeniden yenilerek önce Jamaika’ya oradan da Haiti’ye kaçtı. 1819 yılında İngiltere ve İrlanda’dan destek alarak İspanyolları yendi.

1819′da Kolombiya Cumhuriyeti’ni kurdu. Venezüela, Ekvador, Peru ve Bolivya sırayla İspanyol sömürgecilerden kurtarıldı. 1826′da Panama konferansında Birleşik Latin Amerika fikirlerini açıkladı, bu esnada Venezüela komutanı isyan etti. 1829′da Venezüela, Kolombiya’dan ayrıldı.

Bu olaya üzülen Bolivar, alır başımı giderim bu diyardan türküsü eşliğinde Santa Maria’ya gitti. 17 Aralık 1930′da öldü.

Merak ettiklerim mücadele esnasında İngiltere ve İrlanda gibi başka sömürgecilerden yardım alması nedendir? Bu yardım karşılığında verilen bir taviz olmuşmudur?

Konu ile ilgilenme sebebim Bolivarcılık terimini araştırmak. Venezüela lideri Hugo Chavez’in dilinde olan bu terimi merak ettiğimden Bolivar’ı araştırdım. Bir de bu adamın resimleri Venezüela’da her yerde asılı. Çizgi film karakteri gibi tipi var.

Yine ALBA örgütü’nün açılımı olan “Amerika için Bolivarcı Alternatif” bugünlerde Chavez’in gerçekleştirmek için uğraştığı olguda Bolivar’ın etkisini görmekteyiz.

Dünya mazlumları için hayırlı olması dileğiyle.
Vesselam.

Duygusal Mantık

Bu yazıya cevabını merak ettiğim bir soruyla başlayacağım: “Her şeyin mantığa uygun olması gerekir mi?” “Evet” dediyseniz yazının devamını okumalısınız. “Hayır” dediyseniz yine okumalısınız. Çünkü yazı hem evet diyenleri hem de hayır diyenleri aynı şekilde ilgilendiriyor.

Duygu, insanı diğer canlılardan ayıran en temel özelliklerden biridir. Duygular bir anlamda tehlike, acı, kayıp, hedeflere ilerleme gibi sadece akla ve mantığa bırakılmayacak konularda bize yol gösterir. Duygu (emotion) sözcüğünün kökü “motere”dir. Latince hareket etmek anlamına gelen fiile “e” ön eki eklendiğinde anlam, uzaklaşmak olur. Bu da her duygunun, bir hareketin başlangıcı olduğu anlamına gelir. Mantığı ise “Bilginin yapısını inceleyen, akıl yürütmeyle doğru veya yanlışın ayrımını yapan disiplin” olarak tanımlayabiliriz. Bu tanıma göre doğru kararlar alabilmek ve iyi sonuçlara ulaşabilmek, mantıklı düşünmekle olabilir. İlk bakışta mantık her şeyi çözer gibi görünse de durum biraz daha karmaşık. Yani hayatın akışını sadece mantığa bırakmak bir rallide aracın pilotunu yardımcı pilotsuz bırakmak gibi bir durum bence. Çünkü sadece mantıkla alınan kararların sonradan çok da iyi sonuçlar vermediği görülmüştür. Read the rest of this entry »

Domuz Kılından Yapılan Fırçalar…

Fırça deyip hemen geçmeyin, günlük hayatımızda çok yönlü yer alan bir eşya. Dişlerimiz için diş fırçası, elbisemiz için elbise fırçası, ayakkabımız için ayakkabı fırçası, sakal tıraşımız için sakal fırçası, saç tıraşımız için berber fırçası, badana için badana fırçası, yağlı boyamız için boya fırçası, ev temizliği için temizlik fırçası, hamur işlerimizin yüzlerine yağ ve yumurta sürmek icin yağlama fırçası, hanımlar için rimel fırçası, oje fırçası vb.

Ülkemizde firça üretimi için at kılı, keçi kılı, sansar kılı, plastik lifler ve maalesef çogunlukta ise domuz kılı kullanılmaktadir.

Fuara katılan ve Müsluman olduklarını ifade eden, bazı firça üretici firmaların yetkilileri ile yaptığımız görüşmeleri özetlersek: Read the rest of this entry »