<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>İnfoBilgi</title>
	<atom:link href="http://www.infobilgi.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.infobilgi.com</link>
	<description>İnfoBilgi - Bilgi Merkezi</description>
	<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 18:07:23 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>İstiklal Marşı&#8217;nın Kabulü</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsinin-kabulu.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsinin-kabulu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 18:07:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı'nın Kabulü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=675</guid>
		<description><![CDATA[23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu’yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Meclis bu ortamda, yeni kurulan  Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor.
Katılımcılara 6 ay süre veriliyor.
İstiklal Marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>23 Nisan 1920 günü Meclis açılmış. İstiklal harbi başlamış. Ordularımız, Anadolu’yu işgal edenlerle savaşıyor. Yunan ordusu Ankara yakınlarına kadar ilerlemiş. Meclis bu ortamda, yeni kurulan  Türk Devleti için bir İstiklal Marşı hazırlatmak istiyor. 1920 yılı sonlarında bu amaçla bir şiir yarışması açılıyor.</p>
<p>Katılımcılara 6 ay süre veriliyor.</p>
<p>İstiklal Marşı yarışmasına bu süre içerisinde tam 724 şiir gönderiliyor. O zamanki adıyla Maarif Vekaleti, yani Milli Eğitim Bakanlığı, bu şiirleri değerlendirmek için bir komisyon kuruyor. O dönemin Türkiye’sinde iletişim olanaklarının neredeyse sıfır olduğu bir ülkede yarışmaya katılan 724 şiir tek tek okunuyor, içlerinden 6 şiir elemeyi geçip Meclis Matbaası tarafından bastırılıyor ve milletvekillerine dağıtılıyor.<span id="more-675"></span></p>
<p>Ayrıca kazanan şiir için 500 lira ödül var. O zaman için çok büyük bir para.</p>
<p>O sırada Maarif Vekili olan Hamdullah Suphi (Tanrıöver), Ankara’ da yaşayan ve aynı zamanda milletvekili olan ünlü şairimiz Mehmet Akif (Ersoy)’ dan da bir şiir istiyor.</p>
<p>Bunun üzerine Mehmet Akif Bey “Ben mebusum (milletvekiliyim), müsabakaya katılmam. Ayrıca bir şiir yazıp size veririm” diyor.</p>
<p>Evinde yazmaya başlıyor ve “Kahraman ordumuza” ithaf ettiği şiir bittiğinde, Maarif Vekaleti’ ne teslim ediyor.</p>
<p>Böylece yarışmaya 7. şiir de katılmış oluyor.</p>
<p>Müsabaka sonuçlanıyor. Mehmet Akif Bey‘ in şiiri Meclis kürsüsünden Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından büyük bir coşkuyla okunuyor.</p>
<p>Büyük tezahürat ve alkışlar arasında ve oybirliği ile İstiklal Marşı olarak kabul ediliyor.</p>
<p>Tarih 12 Mart 1921.</p>
<p>İstiklal Marşı şiiri kabul edildikten hemen sonra, kürsüden bir kez daha okunuyor ve bütün milletvekilleri bu kez ayakta dinliyor. Meclis yetkilileri birkaç gün sonra Mehmet Akif Bey’ e 500 liralık para ödülünü vermeye geliyorlar. Almayı reddediyor.</p>
<p>“Ben müsabakaya girmedim. Bu para benim hakkım değildir ve bana ait değildir” diyor.</p>
<p>Meclis yetkilileri ısrar ediyor. “Bu parayı kasamızda tutamayız. Siz alın, isterseniz bir yere bağışlayın” diyorlar. Mehmet Akif Bey bunun üzerine parayı alıyor ve hastanede yatmakta olan gazilerimize bağışlıyor.</p>
<p><strong>Başka bir açıklama:</strong></p>
<p>İstiklal Marşımız, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı felaket günlerinde hazırlandı. Saldırgan düşmana karşı Anadoluda tutuşan heyecanı koruyacak; vatan sevgisini ve inancı canlı tutacak bir marşın hazırlanması düşüncesi, Genel Kurmay Başkanı İsmet (İnönü) Paşa dan geldi. İsmet İnönü böyle bir marşın Fransız ordusunda mevcut olduğunu ve bizim ordumuz için de faydalı olacağını Milli Eğitim Bakanlığına iletti. Milli Eğitim Bakanlığı da bu düşünceyi benimseyip bir yarışma düzenledi. Beğenilen güfte için 500 lira ödül verilecekti. Yarışma için 734 şiir gönderildi. Bir kurulca bunlar titizlikle incelenip 6 tanesi ayrıldı. Ama hiçbiri beğenilmedi; marş olacak değerde bulunmadı. O zaman Burdur Milletvekili olan Mehmet Akif‘in para ödülünden rahatsızlık duyduğu için yarışmaya katılmadığı öğrenildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi şairin Meclisteki sıra arkadaşı Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Beyin yardımını istedi.</p>
<p>Hasan Basri Bey bundan sonrasını şöyle anlatıyor:</p>
<p>Akif Beyin yanımda olduğu bir zaman,elime bir kağıt parçası alarak,onun dikkatini çekecek bir tarzda yazmaya başladım.</p>
<p>- Ne yazıyorsun?</p>
<p>- Marşİstiklal Marşı yazıyorum.</p>
<p>- Yahu sen ne adamsın? Seçilecek şiire para ödülü verileceğini bilmiyor musun? içinde para olan bir işe nasıl katılıyorsun?</p>
<p>- Yarışma kaldırıldı? Seçilecek şiire ne para verilecek, ne de her hangi bir ödül. Milli Eğitim Bakanı bana güvence verdi.</p>
<p>- Ya, o halde yazalım.</p>
<p>İşte böylece yazılmaya başlanan ve 48 saatte bitirilen İstiklal Marşı, imzasız olarak Milli Eğitim Bakanlığının seçici kuruluna sunuldu. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi, daha önce seçilen 6 şiirle birlikte yeni şiiri Ordu Komutanlarına gönderdi. Onlardan, şiirlerin askerlere okunmasını, beğenilenleri sıralamalarını istedi. Komutanlar, kısa sürede sonucu bildirdiler: Hepsi de Mehmet Akif‘in şiirini birinci sıraya almıştı. Bundan sonraki iş, İstiklal Marşının T.B.M.Mne getirip kabul ettirmekti. Marş, ilkin Meclisin 1 Mart 1921 günü yaptığı ikinci oturumunda ele alındı. Başkan Mustafa Kemalin söz vermesi üzerine Hamdullah Suphi kürsüye gelerek, sık sık alkışlarla kesilen şiiri okudu ve son seçimin Meclise ait olduğunu söyledi. O gün oylama yapılmadı. Şiirle ilgili konuşmalar ve oylama, Meclisin 12 Mart 1921 günü öğleden sonraki oturumunda yapıldı. Bazı milletvekilleri, bir komisyon kurularak şiirin yeniden incelenmesini, bazıları da hemen görülüp karara bağlanmasını istediler. Uzunca tartışmalardan sonra, şiirin kabulü için verilen 6 önerge benimsendi ve İstiklal Marşı çoğunlukla kabul edildi.</p>
<p>Şiirin bestelenmesi için açılan ikinci yarışmaya 24 besteci katıldı. 1924 yılında Ankarada toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatayın bestesini kabul etti. Bu beste 1930 yılına kadar çalındıysa da 1930 da değiştirilerek Cumhurbaşkanlığı orkestrası şefi Osman Zeki Üngörün 1922 de hazırladığı bugünkü beste yürürlüğe kondu. Marşın armonilenmesini Edgar Manas, bando düzenlemesini İhsan Servet Künçer yaptı.</p>
<p>Kaynak : bilgicik.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsinin-kabulu.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstiklal Marşı Açıklaması - Kısa</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi-aciklamasi-kisa.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi-aciklamasi-kisa.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 18:02:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı - Açıklama]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı - Açıklaması]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı Açıklaması - Kısa]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı Kısa Açıklama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak
Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak</strong></p>
<p>Mehmet Akif Türk milletine cesaret,ve tahammül aşılamak için ve onda bulunan duyguları harekete geçirmek için şiirine korkma sözüyle başlıyor. Bayrak bir milletin bir milletin geleceğinin ve bağımsızlığının sembolüdür. Bayrağın sönmesi türk milletinin istiklalini kaybetmesidir. Şair ülkemizde tek bir insan kalana kadar bu vatanı savunacağımızı belirtiyor. O halde en son Türk bireyi son nefesini vermeden türk istiklal ve bağımsızlığını yok etmek, Türk bayrağını söndürmek mümkün değildir. Zira bayrağımız milletimizin yıldızıdır. Bayrağın kaderi ile milletimizin kaderi birbirine bağlıdır. Bayrak bizimdir, biz yaşadıkça onu elimizden kimse alamaz.<span id="more-674"></span></p>
<p>Türk milletinin bütün fertlerini öldürmedikçe bağımsızlığını kimse yok edemez.</p>
<p><strong>Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!<br />
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!</strong></p>
<p>Şair ikinci kıtada bayrağımızın o zaman ki kırgın, küskün, öfkeli halini dile getiriyor. Türk vatanının bazı parçaları, işgal edilmiştir. Bu yüzden bazı bölgelerde bayraklarımız indirilmiş yerine düşman bayrakları asılmıştır. Kaş çatmak öfke halini ifade eder. Kaş ayrıca edebiyatımızda hilale benzetilir. Sevgilinin kaşları daima hilal şeklinde gösterilmiştir. Bayraktaki hilal de tıpkı nazlı bir sevgilinin kaşı gibi çatılmıştır. Kahraman türk milletini üzmektedir. Türkün beklediği, özlediği gülen bir bayraktır.</p>
<p>Türk bayrağının gülmesi göklerde dalgalanmasıdır. Bir aşığın sevgilisinden güler yüz beklemesi gibi bağımsızlığa aşık Türk milletide özgürlüğün sembolü olan bayraktan gülmesini beklemektedir. Bu milletimizin en doğal hakkıdır. Çünkü türkler bağımsızlıkları ve bayrakları uğruna pek çok kan dökmüşlerdir. Bu kanları bayrağa helal etmeleri için onun da nazlanmayı bırakıp göklerde dalgalanması gerekir. Türk milleti daima Allah’a inandığı ve taptığı için özgürlük onun hakkıdır.</p>
<p><strong>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım</strong></p>
<p>Şair “ben” diyor.(Ancak kast ettiği mana aslında bizdir türk milleti adına konuşmaktadır) Türk milleti ezelden beri hür yaşamıştır,hür yaşayacaktır. Onun özgürlüğünü elinden almak isteyen ancak çıldırmış olmalı,zira böyle bir harekete kalkışanlar ağır bir şekilde cezalandırılır. Türk milleti bağımsızlığı uğrunda önüne çıkacak her engeli aşacak güçtedir. O; böylesine yüce bir amaç için dağları delecek, enginlere sığmayıp,denizleri taşıracaktır güçtedir.</p>
<p><strong>Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,<br />
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,<br />
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?</strong></p>
<p>Bu kıtada şair vatanımızı istilaya kalkışan avrupalılara meydan okuyor.<br />
20. asrın başında avrupa medeniyeti 19.yy. deki görkeminden oldukça uzaktır. O sebeple şair bayıyı tek dişi kalmış canavara benzetiyor. Ancak avrupa mevcut teknik imkanlarını seferber ederek topuyla, tüfeğiyle, tankıyla bizi yok etmeye çalışmaktadır. Mehmetçik ise bu güce topla, tüfekle, mızrakla, kılıçla cevap vermeye çalışmaktadır. Avrupalı kendini çelik zırhla korurken mehmetçik ona iman dolu altın göğsüyle karşılık vermektedir.</p>
<p><strong>Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.<br />
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…<br />
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın</strong></p>
<p>Şair kahraman Türk askerine hitap ediyor. Türk yurdunu alçakları uğratmaması için gerekirse canını feda etmesini öneriyor. Şehit gövdelerinin meydana getireceği siperler düşmana mani olacaktır. Mehmet Akif düşmanın çok kısa bir süre içinde bu hayasızca akına son vereceği Allah’ın Türk milletine Kuran-Kerimde vaad ettiği zafer gününün yarından bile daha yakın bir zamanda doğacağına inanmaktadır.</p>
<p><strong>Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:<br />
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.<br />
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:<br />
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.</strong></p>
<p>Şair Türk ordusuna vatanın kutsallığını hatırlatıyor. Toprak ile vatan arasında büyük bir fark vardır. Toprağı vatan haline getiren onu elde etmek ve korumak için savaşan fertlerin varlığıdır. Kısacası sıradan bir toprak büyük bir değer taşımaz; ama vatan toprağı uğrunda şehit olan atalarımızın o topraktaki mezarlarıdır. Bu kutsal vatanı dünyalara değişmeyiz. Toprak dünyanın dünyanın her yerinde bulunur. Ancak atalarımızın kanlarıyla sulanan topraklar vatanımız üzerindedir.</p>
<p><strong>Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?<br />
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!<br />
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.</strong></p>
<p>Bu vatan cennet kadar kıymetlidir. Şehit olanların ruhu dini inanışımıza göre doğrudan doğruya cennete gider. Şehitlerimiz bu vatan toprağında yattığı için cennetten farksızdır. Bir avuç toprağı sıksak şehitler fışkıracak sanırız. Canımızdan çok sevdiğimiz insanları varımızı yoğumuzu Allah alsında yalnız yaşadığımız sürece bizi vatanımızdan ayrı düşürmesin.</p>
<p><strong>Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:<br />
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.<br />
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-<br />
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli</strong></p>
<p>Allah’a şair hitap ediyor. Mehmet Akif’in Allah’tan tek dileği ibadet yerlerinin göğsüne düşman elinin değmemesidir. Camilerimizden okunan ezanlar sonsuza kadar türk yurdunun üstünde inlemelidir. Çünkü bu ezanlar dinimizin temelidir.</p>
<p><strong>O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,<br />
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım</strong></p>
<p>Ezan sesleri yurdumuzun üstünde inledikçe şehitlerimizinde ruhları şaad olacaktır. Ezan sesi sadece yaşayanlara değil, ölülere hatta onların mezar taşlarına bile tesir eden yüce bir anlam taşır. Şehit atalarımızın her şeyden arınmış ruhları yerden fışkıracak, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve dışa yükselecektir.</p>
<p><strong>Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:<br />
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!</strong></p>
<p>Şair zafer gününün heyecanını yaşıyor. Şanlı bayrağımız dalgalandıkça gökyüzünü şafakla yarış edercesine gökyüzünü kızıl renge boyamaktadır. Türk milleti yeniden bağımsızlığına kavuşmuştur. Atrık onun için yok olma korkusu kalmamıştır. Bayrağımız şehitleri mizin kanlarını hak etmiştir. Bağımsızlık Allah’a tapan ve doğruluktan ayırmayan Türk milletinin en doğal hakkıdır.</p>
<p><strong>Kaynak :</strong> bilgicik.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi-aciklamasi-kisa.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstiklal Marşı - Geniş Açıklaması</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi-genis-aciklamasi.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi-genis-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 17:55:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı - Açıklama]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı - Açıklaması]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı - Geniş Açıklaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=673</guid>
		<description><![CDATA[Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemde Türk ordusu düşmanla savaş hâlindedir. Bu yüzden ordu ve millete cesaret vermek isteyen şair, şiirine ‘Korkma” kelimesiyle başlar. Bu, bir sesleniştir. Şair, Türk milletine sesleniyor.
İki türlü korku vardır: Adi korku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak.</strong></p>
<p>İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemde Türk ordusu düşmanla savaş hâlindedir. Bu yüzden ordu ve millete cesaret vermek isteyen şair, şiirine ‘Korkma” kelimesiyle başlar. Bu, bir sesleniştir. Şair, Türk milletine sesleniyor.<span id="more-673"></span></p>
<p>İki türlü korku vardır: Adi korku ve asil korku. İlk korkuda ödleklik anlamı vardır. Ancak, korkmak her zaman ödü patlamak anlamında değildir. Çoğu zaman da asil bir duygudur, insanî bir endişedir. İnsanların kaybetmeyi göze alamayacakları değerleri vardır. Mesela, milletin başına bir şey gelir diye korkmak, istiklalin kaybedileceğinden endişe etmek, asil bir korkunun ifadesidir.</p>
<p>Şairin ‘Korkma” diye seslenmesi, asil bir endişenin, kaygının ifadesidir. Milletimiz istiklalini kaybetme korkusu içindedir. Şair, milletin endişe etmemesi gerektiğini; çünkü istiklalin kaybedilmeyeceğini söylüyor.</p>
<p>Birinci dizedeki şafak, güneş battıktan sonraki alaca karanlık zamanı anlatır. Şafağın bir anlamı da güneş doğmadan önceki alaca karanlıktır. İstiklal Marşı, sembolik olarak, iki şafak arasını anlatır. Akşamın şafağı Millî Mücadele’nin başlangıcı, sabahın şafağı ise bitişidir. Akşamın şafağından korkulur; çünkü arkasında karanlık bir gece vardır. Ancak, her gecenin bir sabahı olduğuna göre, içinde bulunulan karanlığın uzun süreceğini sanarak korkuya kapılmamalıdır. Biraz sonra şafak sökecek ve karanlık son bulacaktır. Bu benzetme şairin, Türk milletinin, bağımsızlığına çok kısa sürede kavuşacağı hakkındaki kesin inancını ortaya koyar.</p>
<p>Birinci  dizede yüzmek, dalgalanmak manasındadır. Şafağın rengi kırmızıdır. Al sancak ise  Türk milletinin sembolüdür.  Türk bayrağının al rengi  şairde bir alev izlenimi uyandırmıştır. Bu alev ’sönmez’. Zira onun çıktığı kaynak, her  Türk ailesinin evinde yanan ocaktır.</p>
<p>Ocak, ateşin yandığı yerdir; sonradan ev anlamını kazanmıştır. Ocakta ateşin yanıyor olması canlılığa işarettir. Yurdun üstünde tüten en son ocak kaldıkça, bu bayrağın alevi bu şafaklarda dalgalanacaktır; milletimiz istiklalini kaybetmeyecektir. Yeter ki o ocak tütmeye devam etsin. Şair bu benzetmeyle ‘bayrak’ ile ‘millet’ arasındaki bağlantıyı ifade ediyor. İkinci dize, aynı zamanda, ‘Son fert olarak kalsan bile bayrağı indirtmemek için, istiklali kaybetmemek için mücadele edeceksin.’ demektir.</p>
<p>Üçüncü dizede şair bayrağımızdaki yıldız ile gökteki yıldızı birleştirir. Gökteki yıldıza kimsenin eli dokunamayacağı gibi, ‘Türk milletinin yıldızı’ olan bayrağa da kimse el süremez. Ayrıca; yıldız, beyazdır ve gece parlar. Millî Mücadele gece ise bayrağımızın yıldızı o gecede parlayacaktır. Yıldızın parlaması bir ışıktır. Işık, karanlıkta ümidi ifade eder.</p>
<p>Yıldız kelimesi aynı zamanda kader, talih manalarına da gelir. Bayrak milletin kaderini, talihini temsil eder. O parlıyorsa, millet de aydınlık günlerini yaşamaktadır. Onun sonu, milletin sonudur. Şair üçüncü dizeyle Türk milletinin ve istiklalimizin sembolü bayrağımızın kesin olarak sonsuza kadar yaşayacağını ve dalgalanacağını belirtir. Bundan zerre kadar şüphesi yoktur. Şairin bu hayallerle belirtmek istediği Türk milletinin ölmezliği fikridir. O, ordu ve millete ‘Korkma” derken böyle bir inanca dayanır. Millî Mücadele’nin zafere ulaşması işte bu sarsılmaz imanın sonucudur.</p>
<p>Dördüncü dizede muhteşem bir bencillik ve sahiplenme duygusu vardır. Buradaki bencillik gereklidir. Çünkü, bencilce muhafaza etmek zorunda olduğumuz değerlerimiz vardır. Bayrağımızı ve istiklalimizi işte böyle bir bencillikle muhafaza etmeliyiz.</p>
<p><strong>Çatma kurban olayım çehreni, ey nazlı hilâl!<br />
Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet, bu celâl<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin, istiklâl!</strong></p>
<p>Şair hilale, yani Türk bayrağına hitap ediyor. Edebiyatımızda sevgilinin kaşı hilale benzetilir. Bayrak nazlı bir sevgili gibi kabul ediliyor. Bayrak sevgilinin yüzüdür, hilal ise kaşı. Bayrak, bütün bir milletin sevgilisidir. Çehre, yüz demektir ve kullanımı yerindedir. Çünkü, yaratılmışlar içinde ruh hâli çehresine yansıyan tek varlık insandır.</p>
<p>Sevgilinin kaşlarını çatışı nasıl âşığı elemlere sürüklerse istiklalin tehlikede olması da milleti elemlere sürükler. Çehresi çatık olan aslında millettir. Milletin çehresi istiklal tehlikede olduğu için çatıktır. Şair, milletin istiklalini kaybetmemesi için canını vereceğini söylüyor.</p>
<p>İkinci dizede şair, ırkının kahraman olduğunu belirterek milletiyle ve milliyetiyle övünüyor. Vatanın timsali olan sevgiliye (hilale) gülmesi için yalvarır. Bayrağın kahraman ırkımıza gülmesi demek, istiklalin kaybedilmemesi demektir. Bayrak gülmediği, yani istiklal tehlikede olduğu için şiddet ve celâl vardır. Bayrak kahraman Türk ırkına gülmediği takdirde, bu millet onun uğruna döktüğü kanları kendisine helâl etmeyecektir; çünkü bayrak, rengini bu al kanlardan almıştır. Dolayısıyla Türk milletine borçludur.</p>
<p>Son dizede ‘Hak’ kelimesi iki manada kullanılmıştır. Birinci manaya göre Hak, Tanrı manasına gelir. Müslüman olan Türkler ona taparlar. Hak kelimesinin diğer manası adaletle ilgilidir. Hak aynı zamanda yapılan bir iş, fedakârlık veya durum karşılığı alınması gereken paydır. Şair bu beyitte istiklal kavramı ile Hak (Tanrı ve adalet) kavramı arasında münasebet kurmaktadır. Milletler yüksek kıymetlere inandıkları ve bağlı bulundukları takdirde istiklale hak kazanırlar. Hakk’a tapan bu millet istiklali hak etmiştir.</p>
<p><strong>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.</strong></p>
<p>Bu kıtada ‘hürriyet’ kavramı söz konusudur. Burada şair ‘ben’ kelimesini kullanmakla beraber kastolunan Türk milletidir. Şair, burada Tür milletini konuşturmaktadır. Ezel, öncesi olmayan zamandır. Türk milleti ezelden beri hür yaşamış ve hür yaşamaya alışmıştır. Ona zincir vurulamaz.</p>
<p>Zincir vurmak, esir etmek manasındadır. Bizi esir etmek isteyenler çılgın olarak nitelendiriliyor. Ayrıca, Batılılar Kuva-yı Milliyeciler için ‘çılgın’ kelimesini kullanıyorlar. Çünkü, istiklal mücadelemizin başarıya ulaşmasını mümkün görmüyorlar. Şair, asıl çılgının onlar olduğunu demeye getiriyor. Asıl onlar olmayacak işe giriştikleri için, ezelden beri hür yaşamış Türk milletine zincir vurmak istedikleri için çılgındırlar.</p>
<p>Üçüncü dizede Millî Mücadele bir sele benzetiliyor. Fizik kurallarına göre suyu sıkıştırmak ve esir etmek mümkün değildir. Sıkıştırılamadığı için bent yapılır. O durumda da su, bendi ya yıkar ya da üstünden aşar. Bent esaret anlamına; kükremiş sel gibi olmak da esareti kabul etmemek anlamına gelir.</p>
<p>Ezelden beri hür yaşamış Türk milleti, esir edilmek istendiği takdirde kükremiş sel gibi, bendini çiğneyerek aşacaktır. Dağları yırtacak, okyanuslara sığmayarak taşacaktır. Hürriyetin başlıca özelliği sınır tanımamaktır. Hür yaşamak Türk milletinin karakteristik bir özelliğidir.</p>
<p><strong>Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar<br />
Benim îman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma, nasıl böyle bir îmânı boğar,<br />
‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?</strong></p>
<p>Bu kıtada savaşan iki taraf, Türk milleti ile Batı dünyası karşılaştırılmaktadır. Garp (Batı) çelik zırhlarını kuşanmış, silahlarına güvenerek Türkiye’ye saldırmıştır. Düşmanın bu maddî üstünlüğüne karşın Türk‘ün sarsılmayan imanı vardır. İman, insanın taşıdığı manevi inançların bütünüdür. Batı’nın çelik zırhlı duvarları varsa Mehmetçiğin de iman dolu göğsü vardır. İnsanı üstün kılan maddî güç değil, imanıdır. Ordular ne kadar gelişmiş savaş aletleriyle donatılmış olurlarsa olsunlar eğer güçlü bir imana sahip değillerse başarılı olmaları mümkün değildir.</p>
<p>Serhat, sınır boyu demektir. Sınırları askerler korur. İman dolu göğüsleriyle askerlerimiz çelik zırhlı duvarların karşısında duruyorlar.</p>
<p>Canavar, can alıcı mahlûktur. Tek dişi kalmış canavarlar daha vahşîdir. İhtiyarlığı sembolize eder.</p>
<p>Dördüncü dizede medeniyet, canavara benzetilmiştir. Saldırgan medeniyet, can çekişmekte olan ve can havliyle son saldırışlarını yapan, tek dişi kalmış bir canavarı andırır. Tek dişi kalmış demesinin sebebi, dehşet verici gözükmesine rağmen eski gücünü kaybetmiş ve ölmek üzere olmasından kaynaklanır. Burada bütün vahşîliğine rağmen, kendisini medenî diye tanıtan Batı dünyasıyla bir alay da vardır.</p>
<p>Şair medeniyete karşı değildir. O, medeniyet adı altında yapılan vahşete ve zulme karşıdır. Anadolu’yu işgal edenler, işgallerini haklı gösterebilmek için Batı Anadolu’da barbar Türkler olduğunu ve onları medenîleştirmek için geldiklerini söylüyorlar. İşte şair bu tür medeniyetin düşmanıdır.</p>
<p>Üçüncü dizede ‘Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, bırak, varsın ulusun, onda artık korkulacak bir taraf kalmamıştır.’ deniyor. Burada millete ümit ve cesaret aşılanmaktadır. Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavarın, ne kadar ulursa ulusun, sonunun geldiği; bu canavarın Mehmetçiğin göğsündeki imanı boğmaya gücünün yetmeyeceği söyleniyor. Bu nedenle -yine ‘korkma’ kelimesiyle- o canavarın ulumasından endişe edilmemesi gerektiği belirtiliyor.<br />
<strong><br />
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın;<br />
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın;<br />
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın.</strong></p>
<p>Şairin ‘arkadaş’ diye hitap ettiği düşmanla savaşan askerimizdir. Türk yurdunu işgal hareketi hayâsız bir akın, işgale gelenler ise alçak olarak nitelendiriliyor. Şair, Türk askerinden yurdumuza alçakları uğratmamasını, bu hayâsız akını, göğsünü siper ederek durdurmasını istiyor; çünkü alçakları durdurmanın tek yolu, Mehmetçiğin iman dolu göğsünü siper etmesidir.</p>
<p>Son iki dizede imanın karşılığı olan ‘zafer’ müjdelenir. Allah, kitabında inananlara zafer vadetmiştir. Zaferin yakınlığı inananların gayretine ve kahramanlığına bağlıdır. Şair geleceğe büyük bir inançla bakarak zaferin çok yakın olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme tanı:<br />
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı!<br />
Sen şehîd oğlusun, incitme yazıktır atanı:<br />
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı.</strong></p>
<p>Bu kıtada ‘vatan‘ söz konusu ediliyor. Dış görünüşü bakımından vatan bir toprak parçasıdır. Fakat bu toprak parçası, milletin tarih ve hayatına sımsıkı bağlıdır. Onu kutsal kılan maddî yönü değil, millet ve tarih ile olan münasebetidir. Bu vatan, binlerce şehit tarafından kazanılmış ve korunmuştur. Bundan dolayı, ona bakarken toprağı değil, onda gömülü olan şehitleri görmelidir.</p>
<p>Toprağın altında kefensiz yatanlar, şehitlerdir. Şehitler kefensiz gömülürler. Toprağı vatan yapan, şehitlerin kanıdır. Vatan toprağının her karışında şehitlerimiz yatmaktadır.</p>
<p>Şair, cennet vatanımızın dünyalara değişilemeyeceğini söylüyor. Eğer her karışında binlerce şehidin yattığı bu topraklar üzerinde düşman gezerse o zaman atalarımız incinecektir. ‘Şehit oğlu’ sözüyle vatan uğrunda canlar veren bir ecdada sahip olduğumuz anlatılmak isteniyor. Uğrunda canlar verilen vatanımıza sahip çıkmak ve onu muhafaza etmek, şehitlerin (atalarımızın) hatırasına olan saygının gereğidir.</p>
<p>Cennet, inanan insanların gideceği yerdir. Her Müslüman cennete gitmek ister. Dünya, cennete değişilmez. Vatan, cennete benzetilmiştir. Bu nedenle değişilmezdir.</p>
<p><strong>Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ,<br />
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!<br />
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.</strong></p>
<p>Bu kıtada da ‘vatan‘ söz konusu edilmiştir. Bu cennet vatanın uğruna feda olmayacak kimsenin olmadığı söyleniyor. İnancımıza göre şehitler cennete giderler. Bağrında bu kadar çok şehit barındıran toprağın cennetten farkı yoktur. Çünkü, toprak sıkılsa şehitler fışkıracak kadar şehit verilmiştir.</p>
<p>Vatanını seven bir insan için en büyük yoksulluk, vatandan uzak kalmaktır. Şair, vatanın candan ve sevgiliden daha üstün bir değer taşıdığına inanıyor. Allah‘tan tek istediği vatanından ayrı düşmemektir. Bunun için canını, cananını kaybetmeyi göze alıyor. Her şeyini kaybetse bile vatan toprağında yatmak onun için yetecektir. İnsan, böyle bir inanca sahip olmazsa vatanı için ölümü göze alamaz.</p>
<p><strong>Rûhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:<br />
Değmesin mabedimin göğsüne nâ-mahrem eli.<br />
Bu ezanlar ki şehâdetleri dînin temeli ‘<br />
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.</strong></p>
<p>Şair ve vatanları uğrunda çarpışarak hayatlarını veren Mehmetçiklerin, hatta Millî Mücadele’ye katılanların dilekleri, kendileri öldükten sonra da aynıdır. Şairin bir Müslüman olarak Allah‘tan tek isteği, mabedine yabancı elinin değmemesi ve dinin temeli olan kıymetlere şahadet eden ezanların yurdun üzerinde ebedî olarak işitilmesidir. Yani, vatanımızın sonsuza kadar hür olmasını istiyor. Mabet, ibadet edilen yer demektir.</p>
<p>Üçüncü dizedeki ‘şehadet’ kelimesi şahitlik manasına geldiği gibi ezanda geçen ‘Eşhedü en lâ ilâhe illAllah‘, ‘Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah’ cümlelerine karşılı gelir. Bunlardan birincisi ‘Şüphesiz bilirim, bildiririm Allah‘tan başka tapacak yoktur.’, ikincisi ‘Şüphesiz bilirim, bildiririm Muhammed Allah‘ın elçisidir.’ manalarına gelir. Bir kimsenin Müslüman olabilmesi için kelime-i şehadet denilen bu cümleleri tekrarlaması ve bunlara inanması lazımdır. Müslüman ülkelerde günde beş vakit okunan ezan ile İslamiyet’in temelini oluşturan bu cümleler tekrarlanır.</p>
<p><strong>O zaman vecd ile bin secde eder -varsa - taşım.<br />
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!</strong></p>
<p>Şair, önceki kıtada ruhunun Allah‘tan tek isteğinin mabedine yabancı elinin değmemesi ve şehadetleri dinin temeli olan ezanların yurdumuzun üstünde sonsuza kadar işitilmesi olduğunu söylemişti. Bu kıtada ise emeli gerçekleştiği takdirde ne kadar sevineceğini anlatıyor. Şair -önceki kıtada olduğu gibi- burada da şehitler adına konuşuyor.</p>
<p>Emeline kavuştuğu takdirde şehidin eğer varsa mezar taşı coşkuyla Cenab-ı Hakk’a bin secde edecektir. Yaralarından kanlı yaşlar aka aka, her şeyden soyunmuş bir ruh gibi naaşı yerden fışkıracaktır. Ve o zaman başı yükselerek belki de arşa değecektir. Arş, göğün en yukarısıdır. Tüm bunlar emele ulaşmanın sevinciyle olacaktır.</p>
<p>Şair dokuz kıta boyunca, inancını bir an olsun kaybetmeden, bir an bile ümitsizliğe düşmeden, derece derece zaferi yakalar. Artık bayrak ve millet istiklale kavuşmuştur.</p>
<p><strong><br />
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl!<br />
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl.<br />
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</strong></p>
<p>Bu kıtada artık istiklal kazanılmış olarak düşünülüyor. Birinci kıtadaki ‘şafak’ kelimesi, güneş battıktan sonraki alaca karanlığı ifade ediyordu. Bu kıtadaki ‘şafak’ ise güneş doğmadan önceki alaca karanlığı ifade eder. Bu vakit gündüzün, aydınlığın özetle zaferin müjdecisidir.</p>
<p>Birinci kıtadaki ‘nazlı hilal’, son kıtada ‘şanlı hilal’e dönmüştür. Yeni, aydınlık ve hür ufuklar, şanlı hilalin dalgalanışıyla süslenecektir. Bayrak artık şafaklar gibi şanlı, dalgalanacaktır. İstiklal kazanıldığı için bayrak uğruna dökülen bütün kanlar ona helaldir. Zira bundan sonra sonsuza kadar bayrağa ve Türk milletine yok olma, yere düşme, yeryüzünden silinme şeklinde bir tehlike yoktur. Türk bayrağı ezelden beri hür yaşamıştır, bundan sonra da hür yaşamak hakkıdır. Hakk’a tapan Türk milleti de istiklali hak etmiştir.</p>
<p><strong>Dipnot:</strong> Yukarıdaki açıklama, Mehmet Kaplan ve İsa Kocakaplan‘ın ortak çalışmasının Ahmet Kavaklıyazı tarafından düzenlenmiş hâlidir.</p>
<p><strong>Kaynak :</strong> bilgicik.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi-genis-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstiklal Marşı</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 11 Oct 2008 17:44:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<category><![CDATA[İstiklal Marşı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=672</guid>
		<description><![CDATA[Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,
Hakkıdır, Hak’ka tapan, milletimin istiklal!
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak.</p>
<p style="text-align: center;">Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!<br />
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celal?<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal,<br />
Hakkıdır, Hak’ka tapan, milletimin istiklal!<span id="more-672"></span></p>
<p style="text-align: center;">Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım;<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.</p>
<p style="text-align: center;">Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,<br />
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar.<br />
‘Medeniyyet! ‘ dediğin tek dişi kalmış canavar?</p>
<p style="text-align: center;">Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın!<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.<br />
Doğacaktır sana vaadettiği günler Hak’kın;<br />
Kimbilir, belki yarın, belki yarından da yakın.</p>
<p style="text-align: center;">Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!<br />
Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı.<br />
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı;<br />
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.</p>
<p style="text-align: center;">Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?<br />
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!<br />
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.</p>
<p style="text-align: center;">Ruhumun senden, ilahi şudur ancak emeli;<br />
Değmesin mabedimin göğsüne na-mahrem eli!<br />
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli,<br />
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli</p>
<p style="text-align: center;">O zaman vecd ile bin secde eder varsa taşım;<br />
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır ruh-i mücerret gibi yerden naşım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!</p>
<p style="text-align: center;">Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal;<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal!<br />
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.<br />
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hak’ka tapan milletimin istiklal!</p>
<p style="text-align: right;">Mehmet Akif ERSOY</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/istiklal-marsi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Arı gözü korkunç kazaları önleyecek</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/ari-gozu-korkunc-kazalari-onleyecek.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/ari-gozu-korkunc-kazalari-onleyecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 15:52:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji Dünyası]]></category>

		<category><![CDATA[Arı gözü korkunç kazaları önleyecek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=671</guid>
		<description><![CDATA[

Nissan arı gözünden trafik kazalarına son verecek yöntem geliştirdi. BR23C isimli robot 180 derece açıda kaza risklerini tespit edip manevra yapıyor.      
Nissan firması, arıların uçarken diğer böceklerle çarpışmasını engelleyen 300 derece görüş açısına sahip, son derece karmaşık bir yapısı olan gözlerinden esinlenerek, çarpışmaya karşı yeni bir teknoloji geliştirdi. Tokyo&#8217;da düzenlenen elektronik fuarında, bir metre yüksekliğinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/433820081001041041312.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">Nissan arı gözünden trafik kazalarına son verecek yöntem geliştirdi. BR23C isimli robot 180 derece açıda kaza risklerini tespit edip manevra yapıyor.      <span id="more-671"></span><br />
Nissan firması, arıların uçarken diğer böceklerle çarpışmasını engelleyen 300 derece görüş açısına sahip, son derece karmaşık bir yapısı olan gözlerinden esinlenerek, çarpışmaya karşı yeni bir teknoloji geliştirdi. Tokyo&#8217;da düzenlenen elektronik fuarında, bir metre yüksekliğinde bir tür robot biçimindeki otomobilde tanıtılan prototip &#8220;BR23C&#8221;, 180 derece açıda ve iki metre ötedeki tüm engelleri tespit edebilen bir sensörle donatıldı. Sistemde veriler bir mikroişlemciye geçilir geçilmez anında çarpışmayı önleyici bir manevra yapılması sağlanıyor. Araç önüne aniden biri çıkarsa, tekerleklerin yönü çevriliyor.</p>
<p>TEKERLEK DÖNÜYOR</p>
<p>Nissan&#8217;ın bu projesinden sorumlu mühendisi Toshiyuki Ando, &#8220;Araç bir engeli tespit ettikten sonra saniyenin çok kısa bir bölümünde, çarpışmadan kaçacak kadar veya daha fazla açıda tekerleklerinin yönünü çeviriyor” dedi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/ari-gozu-korkunc-kazalari-onleyecek.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sitelere Erişim Yasağı Açıklaması</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/sitelere-erisim-yasagi-aciklamasi.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/sitelere-erisim-yasagi-aciklamasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 15:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[İnternet &amp; NetWork]]></category>

		<category><![CDATA[Sitelere Erişim Yasağı Açıklaması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=670</guid>
		<description><![CDATA[

Uygun olmayan yayınları nedeniyle 24 bin 598 site hakkında ihbar alındı. 861&#8242;i re&#8217;sen, 251&#8242;i ise yargı kararıyla olmak üzere toplam bin 112 sitenin erişimi engellendi.
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, uygun olmayan yayınların yer aldığı gerekçesiyle bugüne kadar 24 bin 598 site hakkında ihbar aldıklarını belirterek, &#8221;861&#8242;i re&#8217;sen, 251&#8242;i ise yargı kararıyla olmak üzere toplam bin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/858220080926125215227.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">Uygun olmayan yayınları nedeniyle 24 bin 598 site hakkında ihbar alındı. 861&#8242;i re&#8217;sen, 251&#8242;i ise yargı kararıyla olmak üzere toplam bin 112 sitenin erişimi engellendi.<br />
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer, uygun olmayan yayınların yer aldığı gerekçesiyle bugüne kadar 24 bin 598 site hakkında ihbar aldıklarını belirterek, &#8221;861&#8242;i re&#8217;sen, 251&#8242;i ise yargı kararıyla olmak üzere toplam bin 112 sitenin erişimi engellendi&#8221; dedi.<span id="more-670"></span></p>
<p>Acarer, AA muhabirine yaptığı açıklamada,  internetin 30 milyona yaklaşan ve hızla sayıları artan kullanıcıların vazgeçemeyeceği yeni bir bilgi, eğlence, alışveriş ve forum ortamı sağladığını anımsattı. Her ortamın yararlı kullanılabildiği gibi, kötü niyetli de kullanılabildiğini ifade eden Acarer, &#8221;Devletin görevi vatandaşlarını olumsuz kullanımlara karşı uyarmak, korumak ve kollamaktır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>İnternetin suistimale açık kullanımında kullanıcıların mağdur olmasını ya da zararlı içeriklerden etkilenmelerini hatta bu tür içeriklerle karşılaşmalarını önlemek amacıyla yasal düzenleme getirildiğini kaydeden Acarer, Telekomünikasyon Kurumu bünyesindeki Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına bağlı İnternet Dairesi Başkanlığı kurulduğunu dile getirdi. Acarer, &#8221;5651 sayılı yasa, Anayasamızın özel olarak korunmasını öngördüğü başta aile, çocuklar ve gençler olmak üzere belirli sosyal kesimlere yönelik suçların kolayca işlenmesini önleyici özel bir kanun mahiyetindedir&#8221; dedi.</p>
<p>Ulaştırma Bakanlığı tarafından vatandaşları bilinçlendirmek amacıyla çeşitli çalışmalar yapıldığını dile getiren Acarer, bu amaçla &#8221;www.guvenliweb.org.tr&#8221; adresli internet sitesinin yayına girdiğini belirtti.</p>
<p>-ENGELLENEN İNTERNET SİTELERİ-</p>
<p>Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı bünyesinde 23 Kasım 2007&#8242;de faaliyete başlayan &#8221;Bilgi İhbar Merkezi&#8221;ne &#8221;0312 582 82 82&#8221; nolu telefondan, &#8221;http://www.ihbarweb.org.tr&#8221; sitesinden ya da &#8221;ihbar@ihbarweb.org.tr&#8221; elektronik posta adresinden ihbar alındığını anlatan Acarer, internet sitelerine ilişkin ihbarların titizlikle incelendiğini ifade etti. Acarer, &#8221;23 Kasım 2007&#8242;den bu güne kadar 24 bin 598 ihbar alındı. 861&#8242;i re&#8217;sen, 251&#8242;i ise yargı kararıyla olmak üzere toplam bin 112 sitenin erişimi engellendi&#8221; dedi.</p>
<p>Acarer&#8217;in verdiği bilgiye göre, erişimi engellenen sitelerin sayısı ve engelleme gerekçeleri şöyle:</p>
<p>ERİŞİM ENGELLEME NEDENİ RESEN YARGI<br />
Fuhuş  10 2<br />
Sağlık için tehlikeli madde temini   0 0<br />
Uyuşturucu/uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma 0 1<br />
İntihara yönlendirme 1 0<br />
Bahis ve kumar 23 2<br />
Atatürk aleyhine işlenen suçlar 2 49<br />
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama 62 17<br />
Çocukların cinsel istismarı 411 4<br />
Müstehcenlik 352 38<br />
Diğer 0 138</p>
<p style="text-align: left;"><span style="font-family: georgia;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"><img src="http://img444.imageshack.us/img444/8361/adszpb8.png" border="0" alt="" /></span></span></p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">-&#8221;YOUTUBE VİDEOLARI KALDIRDI&#8221;-</p>
<p>Ayrıca, 26 internet sitesinin uyarılarak uygun olmayan içeriğin siteden kaldırılmasının sağlandığını bildiren Acarer, özellikle ulu önder Atatürk&#8217;e hakaret içeren videoların yer aldığı görüntü paylaşım sitesi youtube&#8217;un bu içerikleri kaldırdığını ifade etti.</p>
<p>Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Acarer, &#8221;www.youtube.com&#8217; sitesi üzerinden kaldırılması istenen video sayısı 202 adet (158 adet ihbar, 44 adet mahkeme kararı ile gelen) olup, tamamı kaldırılmıştır. Erişime kapatılan sitelerin 40&#8242;ı için engellemeyi kaldırma kararı uygulanmıştır&#8221; dedi.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/sitelere-erisim-yasagi-aciklamasi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Nestle Süt Tozunda Zehirli Madde</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/nestle-sut-tozunda-zehirli-madde.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/nestle-sut-tozunda-zehirli-madde.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 15:04:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Nestle Süt Tozu]]></category>

		<category><![CDATA[Nestle Süt Tozunda Zehirli Madde]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=669</guid>
		<description><![CDATA[

Tayvan, merkezi İsviçre&#8217;de bulunan ve Çin&#8217;de üretilen Nestle marka süt tozunda, az miktarda zehirli madde bulunduğunun tespit edildiğini açıkladı. 
Tayvan Sağlık Bakanı Yeh Chin-chuan, süt tozlarının, Çin&#8217;in kuzeydoğusunda bulunan Heilongjiang eyaletinde üretildiğini, geçici önlem olarak süt tozlarının raflardan kaldırılacağını belirtti.
Tayvanlı bakan, az miktarda zehirli madde bulunan süt ürünlerine izin verip vermeme konusunda karar almak için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/210120081002101752863.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">Tayvan, merkezi İsviçre&#8217;de bulunan ve Çin&#8217;de üretilen Nestle marka süt tozunda, az miktarda zehirli madde bulunduğunun tespit edildiğini açıkladı. <span id="more-669"></span><br />
Tayvan Sağlık Bakanı Yeh Chin-chuan, süt tozlarının, Çin&#8217;in kuzeydoğusunda bulunan Heilongjiang eyaletinde üretildiğini, geçici önlem olarak süt tozlarının raflardan kaldırılacağını belirtti.</p>
<p>Tayvanlı bakan, az miktarda zehirli madde bulunan süt ürünlerine izin verip vermeme konusunda karar almak için ABD, Japonya, Avrupa ve Dünya Sağlık Örgütünden gıda güvenliği uzmanlarına danışacaklarını ifade etti.</p>
<p>Çin&#8217;de, zehirli madde bulunan sütler, 4 bebeğin ölümüne, 50 binden fazla çocuğun hastalanmasına neden olmuştu.</p>
<p>AA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/nestle-sut-tozunda-zehirli-madde.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ADSL&#8217;e Rakip, Uydudan Geliyor!</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/adsle-rakip-uydudan-geliyor.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/adsle-rakip-uydudan-geliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 14:47:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji Dünyası]]></category>

		<category><![CDATA[İnternet &amp; NetWork]]></category>

		<category><![CDATA[ADSL'e Rakip]]></category>

		<category><![CDATA[ADSL'e Rakip Uydudan Geliyor!]]></category>

		<category><![CDATA[Uydudan Geliyor!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=668</guid>
		<description><![CDATA[ADSL üzerinden sağlanan internet hizmetine rakip olarak yeni bir uydu teknolojisi geliştiriliyor. Tooway adı verilen sistem, her yerde çalışabiliyor.
ADSL, mevcut telefon kabloları üzerinden internet hizmeti sağlayabilen bir teknoloji. Hızın belli seviyelerde kalması, kablolama altyapısının mümkün olmadığı kırsal kesimlere ulaştırılamaması gibi sorunlar, alternatif bağlantı çözümlerini gündeme getiriyor.
Bir ara maliyetleri çok yüksek olan uydu üzerinden internet erişimi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ADSL üzerinden sağlanan internet hizmetine rakip olarak yeni bir uydu teknolojisi geliştiriliyor. Tooway adı verilen sistem, her yerde çalışabiliyor.<br />
ADSL, mevcut telefon kabloları üzerinden internet hizmeti sağlayabilen bir teknoloji. Hızın belli seviyelerde kalması, kablolama altyapısının mümkün olmadığı kırsal kesimlere ulaştırılamaması gibi sorunlar, alternatif bağlantı çözümlerini gündeme getiriyor.</p>
<p>Bir ara maliyetleri çok yüksek olan uydu üzerinden internet erişimi, şu sıralar yeniden seçenekler arasına girmiş durumda. Uydu operatörü Eutelsat üzerinden verilecek olan Tooway hizmeti sayesinde<span id="more-668"></span>, ADSL ile aynı fiyata, ancak daha performanslı internet kullanmak mümkün olabilecek.</p>
<p>Ne Zaman Geliyor?</p>
<p style="text-align: center;"><span style="font-family: comic sans ms;"><span style="font-size: 10pt; line-height: 1.3em;"><img src="http://shiftdelete.net/img/article/tooway-diagram.gif" border="0" alt="" /></span></span></p>
<p style="text-align: left;">Bu hizmet, bazı bölgelerde deneme amaçlı kullanımlara başlanmış durumda. Ülkemizde, Tooway distribütörlüğü anlaşmasını imzalamış olan bazı firmalar da mevcut ve yeni isimlerin de bu listeye eklenmesi bekleniyor. Önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek olan CeBIT Bilişim Fuarı&#8217;nda da bir demo yapılması bekleniyor.</p>
<p>Asıl Bomba 2010&#8242;da</p>
<p>Eutelsat&#8217;ın, uydu üzerinden yüksek hızda internet kullanımı konusunda ciddi yatırım plnları bulunuyor. Alınan bilgilere göre, 2010&#8242;da gönderilmesi beklenen yeni bir uydu, bu hizmeti daha da güçlü hale getirmek için kullanılacak.</p>
<p>shiftdelete.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/adsle-rakip-uydudan-geliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tırnak Yeme Alışkanlığı</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/tirnak-yeme-aliskanligi.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/tirnak-yeme-aliskanligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 14:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<category><![CDATA[Tırnak yeme]]></category>

		<category><![CDATA[Tırnak Yeme Alışkanlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=667</guid>
		<description><![CDATA[Tırnağını yiyor diye parmaklarına biber sürmeyin
Çocuklarda görülen tırnak yeme alışkanlığına karşı, davranış iyice kalıplaşmadan erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunması için psikologdan destek alınması gerektiği belirtiliyor.
Uzmanlar, çocukların parmaklarına biber sürme, boya sürme, elleri bağlama gibi ailelerin aldığı yanlış tedbirlerin sağlıksız sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor. Psikolog Adem Can, çocuklarda ve zaman zaman yetişkinlerde görülen tırnak yeme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tırnağını yiyor diye parmaklarına biber sürmeyin</p>
<p>Çocuklarda görülen tırnak yeme alışkanlığına karşı, davranış iyice kalıplaşmadan erken dönemde kalıcı bir çözüm bulunması için psikologdan destek alınması gerektiği belirtiliyor.</p>
<p>Uzmanlar, çocukların parmaklarına biber sürme, boya sürme, elleri bağlama gibi ailelerin aldığı yanlış tedbirlerin sağlıksız sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor. Psikolog Adem Can, çocuklarda ve zaman zaman yetişkinlerde görülen tırnak yeme alışkanlığının erken dönemde çok sık karşılaşılan bir sorun olduğunu söyledi. Parmak emme alışkanlığında olduğu gibi<span id="more-667"></span>, tırnak yeme alışkanlığının normal kabul edildiği bir dönem olmadığını belirten Can, bunun hangi dönemde ortaya çıkarsa çıksın bir davranış bozukluğu olduğunu kaydetti.</p>
<p>Psikolog Can, tırnak yeme alışkanlığının belirgin nedenleri arasında &#8216;aile-içi iletişim sorunları, korku, gerilim, öfke, saldırganlık, değersizlik ve güvensizlik&#8217; duygularının bulunduğunu ifade etti. Ebeveynine kızan, arkadaşlarıyla anlaşamayan, sevdiği bir şeyi kaybeden, ailesinden ya da öğretmeninden korkan, cezalandırılma kaygısı taşıyan çocukların tırnak yiyebileceğini vurgulayan Can, kendine güveni olmayan çocukların da tırnak yiyebileceğini kaydetti. Can, &#8220;Çocuğun parmaklarına biber, boya, uhu gibi maddeler sürme, elleri bağlama gibi, aşağılayıcı ifadeler kullanma gibi yöntemler kesinlikle sakıncalıdır. Olayı daha da karmaşık hale getiriyor.&#8221; dedi.</p>
<p>Kaynak : www.turkpaylasim.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/tirnak-yeme-aliskanligi.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bluetooth Teknolojisiyle Kesintisiz Sinema</title>
		<link>http://www.infobilgi.com/bluetooth-teknolojisiyle-kesintisiz-sinema.html</link>
		<comments>http://www.infobilgi.com/bluetooth-teknolojisiyle-kesintisiz-sinema.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 14:37:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Muzaffer</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Teknoloji Dünyası]]></category>

		<category><![CDATA[Bluetooth Teknolojisiyle Kesintisiz Sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.infobilgi.com/?p=666</guid>
		<description><![CDATA[
Güney Koreli Samsung Electronics, ev sinema sistemini genişletti. Kablosuz hoparlörü sisteme dahil eden şirket, HTX810 teknolojisini kullandı.

Yeni X810, yüksek ses kalitesi ve HDMI teknolojisinin yanı sıra, yeni tasarımıyla ilgi çekici. Samsung X810&#8242;da, dış etkenlerden kolaylıkla etkilenen ve kesintiye uğrayan infra-red teknolojisi yerine, 10 metreye kadar erişim imkanı sunan bluetooth teknolojisi kullanılıyor. Bluetooth özelliği elektronik cihazlarla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://medya.zaman.com.tr/2008/09/21/HTX810.jpg" border="0" alt="" /></div>
<div style="text-align: left;">Güney Koreli Samsung Electronics, ev sinema sistemini genişletti. Kablosuz hoparlörü sisteme dahil eden şirket, HTX810 teknolojisini kullandı.<br />
<span id="more-666"></span><br />
Yeni X810, yüksek ses kalitesi ve HDMI teknolojisinin yanı sıra, yeni tasarımıyla ilgi çekici. Samsung X810&#8242;da, dış etkenlerden kolaylıkla etkilenen ve kesintiye uğrayan infra-red teknolojisi yerine, 10 metreye kadar erişim imkanı sunan bluetooth teknolojisi kullanılıyor. Bluetooth özelliği elektronik cihazlarla sorunsuz bağlanarak MP3&#8242;leri kesintisiz dinleme imkanı veriyor. X810 bluetooth özelliği, ses kalitesi ve 300W&#8217;lık ses çıkışı ile daha güçlü bas sistemi ve sanal surround sistem ile daha gerçekçi bir sinema deneyimi yaşatıyor. Bunların yanı sıra duvara kolaylıkla monte edilebilen X810, odalarda fazla yer işgal etmeyerek, tasarruf sağlıyor. Yeni ürün, 1.499 YTL&#8217;den shoplarda yerini almaya başladı.</p>
<p>Ekonomi Servisi</p>
<p>Kaynak : www.turkpaylasim.com</p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.infobilgi.com/bluetooth-teknolojisiyle-kesintisiz-sinema.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
