Eki 28

Ağaç üzerinde aylarca yaşayabilen balık türü keşfedildi. 5 cm. uzunluğundaki çift cinsiyetli balık, sular yükselince, metobolizmalarını tamamen değiştiriyor ve suya dönüyor.

Amerikalı bilim adamları, gerektiğinde sudan çıkan, hatta ağaçta bile yaşayabilen bir balık türü keşfettiler.

Florida’daki bir çevre koruma programı yetkilileri, “Rivulus marmoratus Poey” isimli balığın hem ABD’nin bu eyaletinde, hem de Orta Amerika ülkesi Belize’de yaşadığını bildirdi. Mangrov ormanlarında yaşayan balık, biyolojik yapısını geçici olarak değiştirip su dışında da soluk alabiliyor.

Bilim adamları, bu balıkların çekilen sularla birlikte ağaç dal ve kökleri üzerinde aylarca yaşayabildiğini tespit etti. Beş santimetre uzunluğundaki balık, suyun çekilmesiyle birlikte dallar üzerinde kalsa bile ölmüyor. Çift cinsiyetli balıklar, su tekrar yükselince, metobolizmalarını tamamen değiştirerek yeniden eski yuvasına dönebiliyor.

Eki 28

Türk müziği, orta asyadan günümüze kadar geçen zaman dilimi içinde çok geniş bir yelpaze çizer. Klasik Türk müziğinin en büyük özelliği, usul ve makam bakımından özel bir karakter taşımasıdır. Batı müziğindeki majör ve minör dizilerden kurulu 24 ton sisteminde bir tam ses 5 koma diyez ve 4 koma bemolden müteşekkil olarak ikiye ayrılabilirken, Türk müziğinde bir tam ses beşe bölünerek, 1-4-5-8-9- komalardan müteşekkil koma- bakiye- küçük mücennep- büyük mücennep- tanini- olmak üzere 5 ayrı ses vardır. Yani batı müziğinde bir oktavlık ses dizisindeki 12 ses’e karşılık, Türk müziğinde 60 ses vardır.

Devamını Okuyun »

Eki 28

Bilgisayar Öncesi Dönem

Bilgisayarlar, daha doğrusu hesap makinelerinin varlığı oldukça uzun zaman öncelere kadar gitmektedir. İlk insanların sayıları görmede kullandıkları parmaklarına ilk hesaplama aracı diyebiliriz. Ondalık sayma sisteminin parmak sayma işiyle başladığını söyleyebiliriz. İşte elle yapılan saymanın sıkıcılığı ve zorluğu, hesaplamadan, parmak yerine geçebilecek bir aracı yapma fikrini doğurmuştur ve bu amaçla ilk çağlarda hareketli parçalara sahip, bilinen ilk hesap makinesi olan ABACUS Çin’de kullanılmaya başlanmıştır.(M.Ö. 600). Ne zaman ve nasıl geliştiği tam olarak bilinmemektedir. Abacus, iki karşı kenarı arasına gerilmiş olan teller ya da çıtalar üzerine dizilen boncuklardan oluşur. Ortadaki çıtanın alt tarafındaki her boncuk da beş birimi göstermektedir. Farklı sıralardaki ya da farklı renklerdeki boncukları oynatarak istediğimiz rakamı elde edebiliriz. Bu boncukları kullanarak toplama, çıkarma, çarpma ya da bölme yapabiliriz. Abacus kullanmayı çok iyi bilen bir kişi, toplama ve çıkarmayı elektronik bir hesap makinesi kadar hızlı yapabilir.
 

Devamını Okuyun »

Eki 28

Bilgisayar açıldığı zaman, aşağıdaki işlemler sırasıyla yapılır.
·Bilgisayar, ilk olarak ROM’da bulunan küçük bir programı çalıştırır. Bu program, ana belleğin doğru çalışıp çalışmadığını denetler. Eğer bir sorunla karşılaşırsa ekrana mesaj yazar.
·Ana bellek denetlendikten sonra, bilgisayar A disk sürücüsünde disk olup olmadığını araştırır. Eğer varsa, ROM’daki program diskteki iki sistem kütüğünü yükler. Bu iki sistem kütüğünü yükler. Bu iki sistem kütüğü diskte yoksa veya A disk sürücüsünde disk yoksa, aynı işlem, sabit disk=C üzerinde tekrarlanır. Bu da başarılı olmazsa bilgisayar açılmaz. Çünkü işletim sistemi ana belleğe yüklenememiştir.
·Bu iki program çalıştığı zaman, bilgisayar aynı diskte CONFIG.SYS adlı bir dosya arar ve bulursa buna göre sistemin çalışma ortamını düzenler. Eğer böyle bir dosya yoksa sistem normal parametreleri kullanarak çalışma ortamını düzenler.
·Aynı programlar daha sonra diskte, COMMAND.COM adlı bir programı arar ve bunu çalıştırır. Bu program, DOS işletim sisteminin iç komutlarını içerir. COMMAND.COM programının çalıştırılması, işletim sisteminin bir kopyasının ana belleğe konması demektir. Bu program, bilgisayar açık kaldığı sürece ana bellekte kalır.
·Bilgisayar daha sonra diskte AUTOEXEC.BAT adlı bir toplu işlem kütüğünü arar. Toplu işlem kütükleri içlerinde bir ya da daha fazla program çalıştırma isteği olan kütüklerdir. Bu dosyayı bulduktan sonra bu dosyada bulunan komutları çalıştırır.
·WINDOWS 95/98/2000 işletim sistemi yüklenir.

Eki 24

Osmanlı Medreselerinde Tartışma Metodolojisi

Eyü fehm eyle dersin, eyle ezber.
Mükerrer et, mükerrer et, mükerrer.
İshak Efendi

Osmanlı medreselerinde eğitim ve öğretimin genelde ezber ve tekrara dayandığı sık sık iddia edilir. Yukarıdaki mısralarda da veciz bir şekilde ifade edilen bu görüş tam olarak doğruyu yansıtmamaktadır. Tahlil ve tenkide dayalı tartışma geleneğinin İslam eğitim ve öğretim tarihinde önemli bir yeri vardır. Osmanlı medreseleri bu geleneği sadece devam ettirmekle kalmamış aynı zamanda bu alana önemli katkılarda bulunmuştur. Medreselerde adabu’l-bahs ve’l-münazara veya kısaca adab adı altında okutulan bu derste gerek Osmanlı öncesi İslam alimlerinin meşhur eserleri gerekse Osmanlı alimlerinin telifleri okutulmuştur.

Devamını Okuyun »

Eki 24

Fâtih Sultan Mehmed Hân (kuddise sırruh) hazretleri, İstanbul’u fetih için ilk adımı şimdiki Rumelihisarı’nın bulunduğu yeri almakla atmıştır.

Rivâyete göre Bizans Kralı Konstantin’den bir manda derisi kadar yer istemiş. O muvâfakat edince de, irice bir mandanın derisini saraçlara ince bir sicim şeklinde kestirip bir uçtan diğerine Rumelihisarı arâzisini ölçerek sözünde durmuş.

Garip tecellîdir ki, asırlar sonra İstanbul’da Hıristiyanlar’ın hususi mülkü olan yer de yine bu arâzîdir. Osmanlı’nın son dönemlerinde Hisar çevresindeki bu bölge, tamamen Ahmet Vefik Paşa’nın arâzîsi imiş. Hatta bu yüzden oraya Vefik Paşa Mahallesi diyenler bile çıkmıştır. Robert Kolej’in açılması için izin çıkınca bazı adamlar, o zaman Paris’te sefîr olarak bulunan Vefik Paşa’yı ziyaret ile Rumelihisarı’ndaki arâzîsine büyük ücretler teklif etmişler. Ancak o, gayret-i dîniyye ve milliye ile, burayı yabancıya satmayacağını söylemiş. Abdülhak Şinâsi Hisar’ın “Geçmiş Zaman Fıkraları”na göre Paşa, sefâretten dönüp de İstanbul’da baba mirası olan konağı harâb olunca buraya taşınmış… Yazın Hisar’a bitişik konağında, kışın da sâhildeki yalısında kalmaya başlamış. Eşyası eski, boyası dökülen bu konak ve yalıda yıllarca oturan Vefik Paşa, ömrünün sonlarında ciddî biçimde maddî sıkıntılara düşünce, papazlar yine kapısını çalıp arâzîyi kendilerine satması teklifini tekrarlamışlar.

Paşa, bu sefer teklifi geri çevirememiş ve şimdiki Boğaziçi Üniversitesi’nin bulunduğu arâziyi, sâhilden taa Hisar’ın sırtlarına kadar Robert Kolej’e satmaya râzı olmuştur.

İstanbul’a Robert Kolej’i açmak isteyen papaz ve rûhanî liderlerin, bu arâzî için ısrarcı davrandıkları ve “Osmanlılar Bizans’ı ilk defa buradan başlayarak elde ettiler; biz de aynı yerden başlayarak Osmanlı’yı ele geçireceğiz” dedikleri de rivâyetler arasındadır.

B e r c e s t e

“Şikâyet etmez idik cevr-i çerh ü ahterden
Şemâtet eylemese şâd olup adüvlerimiz”
Koca Râgıp Paşa (v. 1763)

Beytin mefhûmu: Düşmanlarımız sevinçten dört köşe olup, ortalığı şamataya boğmasalardı; feleğin ve yıldızımızın bize ettiği eziyetinden, aslâ şikâyette bulunmazdık.

Eki 24

 Günümüzde alkış, muhataba tezahürat için yapılmaktadır.Eski devirlerde ise , alkış sözle yapılırdı.Elleri çarparak yapılan alkış , Tanzimat’tan sonra moda olmuştur.

Osmanlı Devleti’nde padişahlar ve devlet erkanının iştirak ettikleri bazı merasimler vardı.Bunların başında , tahta çıkma merasimi gelir.Bu merasimde orada bulunanlar padişaha biat ederlerdi.

“Muayede” denilen bayram tebrikleri, “selamlık” denilen Cuma namazları, “Mevlüd Alayları”, Ramazan-ı Şerif ayında Kadir Gecesi için yapılan “Kadir Alayı” gibi hususi merasimler bunların başında gelirdi.

Padişahlar, mübarek geceler haricinde iştirak ettikleri merasimlerde halkın alkışlarıyla karşılanırdı.Bu alkışlarda halk şu sözleri söylerdi:

“Padişahım çok yaşa”,

“Gururlanma padişahım senden büyük Allah var.”

“Saltanatına mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!”

“Ömrünüz uzun, devletimiz daim olsun”

Çeşitli sebeplerle yapılan merasimlerde, padişahlara gururun ne kadar boş olduğunu Hz. Allah’ın katında herkesin müsavi olduğunu hatırlatmak, Osmanlı Devleti’nde adet idi.Bu adet devletin son günlerine kadar gelmiştir.

(Tarihi Hakikatler-1′den Çamlıca Basım-Yayın)

Eki 22

Gmail 4250 megabaytın üzerinde (ve artmaya devam eden) ücretsiz depolama alanı sayesinde hiçbir zaman iletilerinizi silmenize gerek kalmayacak.

Anasayfasında sürekli artan bir sayaç ile adeta gövde gösterisi yapan Gmail limitini sınırlamadan sürekli yükseltiyor.

Gmail Mail almak için tıklayınız.

Gmail Hakkında     

Yeni özellikler!

Eki 20

Amiglobe 2006 kullanabileceğiniz çok güzel bir sanal atlastır.

Düz yada küresel görünümle ülkelerin özelliklerinden tutunda marşına kadar herşeyi hakkında bilgi edinebilirsiniz.İçinde çok ilginç istatistikler de bulunmaktadır.Ayrıca şehirlerin resimleri ve istatistikleride bulunmaktadır.Aynı GoogleEarth gibi resimlerini internetten güncellemektedir. İlçelerin bile nüfusları hakkında bilgi vermektedir.Şu anda şu saatte güneşin nerede olduğunu harita üstünde gece modunda göstermektedir.

Eki 19

  

Birçok gıda maddesi içersinde kullanılan bir doğal organik boya maddesi var, ismi: E 120. Peki nedir bu E 120? E 120 boyar maddesi (Carminic Acid), adı Cochineal (Coccus Cacti) olan ve değişik kaktüslerde asalak olarak yaşamını sürdüren bir böcek türüdür.

Devamını Okuyun »